| |
311. Türkiye ağabeyimiz, bizi unutmasın |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Azerbaycan Apa Haber Ajansı, 16 Ağustos 2008
Adnan Oktar: Türk İslam Birliği'nin olmadığı dönem hep acı dönemi olacaktır. Yani bunun çaresi yok. Bunu Kafkaslarda da görürüz, başka bölgede de görürüz, halen görmeye devam ediyoruz. Bunun önü sonu kesilmez, bu kan durmaz. Bunun tek çözümü Türk İslam Birliği'dir. Bunu geciktirmek vebal altında bırakır insanları. Onun için, bizim millet olarak, Türk Milleti olarak bunun için var gücümüzle Kazakistan, Azerbaycan, Türkiye, Doğu Türkistan, bütün Türk Devletleri, Kırgızistan, hepimiz bir kere bu birliği acil bir araya gelip halletmemiz gerekiyor. Geçen her gün zararımıza ve aleyhimize olur Allah esirgesin. Bakın bugün Gürcistan’da akan kanlar, Abhazların sıkıntısı, Rusların çektiği ızdırap, bunların hepsinin kökeninde Türk İslam Birliği'nin olmaması yatıyor.
Gürcistan Türkiye Dostluk Derneği, 8 Nisan 2009
Adnan Oktar: Evet, Rusya’da epeyden beri yalnız kalma korkusu var, haklı olarak yalnız kalma korkusu var. Burada çok güzel çocuklar var, insanlar var, kadınlar var ve bunlar asil bir millet, yani Rusya’ya bu korkuyu yaşatmamak lazım, bu çok yanlış. Biz Rusya’yı bağrımıza basacağız, yani bu güzel insanları biz harcatmayız ve kimseye de böyle ezdirtmeyiz... Rusya bu sevgiyi hissetmek ister, dostluğu hissederse, bu muhabbeti hissederse böyle bir sorun kalmaz, bu ortadan kalkar. Ama bu, ben açıkça söyleyeyim Mehdiyet devrinde olacaktır. Hz. Mehdi (as)’ın zuhuru ile olacaktır, yani yıldırım gibi, fırtına gibi olur. Saydınız şimdi siz Osetya, Abhazya, yani her söz bir sevgi kabarcığı bunlar, sevgi yumağı bunlar, çok şahane insanlar bunlar, Osetler, Abhazalar, Gürcüler, Çerkezler, şahane, içiçe yaşadığımız insanlar, bütün Anadolu’da nereye gitseniz görürsünüz. Osetler vardır mesela, Abhazalar var, benim çocukluğumda, ben Çerkez köyünde yetiştim, benim küçüklüğüm. Mesela Abhaza Osman amca vardı, çok güzel huylu bir insandı. Osetler de vardı, Kabartaylar var, Besniler var. Hepsi Anadolu’nun hamurunu almış insanlardır, o ahlakı almış insanlardır. Fakat Rusya’nın bu güvenceye ihtiyacı var. Mesela İslam Birliği’ne girmek istedi, sonra aldılar. Çok güzel, bu bir şefkattir.
|
Sabah, 24 Mart 2010

|
|
| |
| |
|
| |
312. Said Nursi Hazretleri, İnkar Edenler için Belaüzzaman'dır |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Harun Yahya TV, 25 Mart 2010
Adnan Oktar: Yazı gördüm Bediüzzaman'la ilgili. İşte Bediüzzaman'a belaüzaman diyor. Yani zamanın belası diyor. Yok, doğru. Sözü doğru, belaüzamandır. Ama kimin için biliyor musun? Kafirler için, çok büyük bir beladır. Yani Allah'ın kılıncıdır aynı zamanda Bediüzzaman ve çok büyük bir beladır. Ama bakın dikkat edin, kafirler için, zalimler için, alçaklar için, it kopuk takımı için, her türlü harami için ve sahtekar takımı için. Ve onları kırıp geçirmiştir manen. Ve hepsinin cehennemine vesile olmuştur. Tabi ki bela yani. Müminler için de rahmet-i zamandır. Zamanın rahmetidir. Bereket-i zamandır. Zamanın bereketidir. Ve zamanın bedisidir. Bediüzzamandır. İnşaAllah. Müminler için de nurdur. Değil mi, ışıktır. Cennetlerine vesiledir. Onun için adamın sözünde bir yanlışlık yok. Eleştirmeleri de yanlış, ben onu düzeltiyorum buradan. Yalnız orada bir tashih yapmak lazım. Bediüzzaman'ın Kürtçü olduğunu söylüyor, değil. Bediüzzaman Türk milletine hayran olan bir insandır. Elmas kılınç olarak görür Türk milletini ve Türk ordusunu. Kahraman ordu, diyor ve imanlı millet, diyor. Türk milletini sevgiyle bağrına basan bir insandır. Kürtçü hareketlere, bölünmeye karşı şiddetle tavır almış bir insandır. Bu tip ayaklanmalarda, bu tip olaylarda hep yatıştırıcı, fitneyi ortadan kaldıran tavır göstermiştir. Ve bölünmeyi, Kürtçü bir hareketi her zaman fitne olarak görmüştür ve asla kabul etmemiştir Bediüzzaman. Ve Türk milletine karşı muhabbetini ifade eden çok çok fazla sözü vardır. Ve asrın nuru, asrın ışığıdır.
|
Risale Haber, 26 Mart 2010

ZELYUT HAKLI: NURSİ, TAM BİR “BELÂÜZZAMAN”!..
Zelyut, Güneş Gazetesi nam mevkutede neşredilen yazısında bin küsür yılın kutup yıldızı mesabesindeki Bediüzzaman Said-i Nursî’ye zekâvetinin pırıltılı(!) bir eseri olarak “Belâüzzaman” demiş... Kelime’nin ruhumda doğurduğu inşirâh ve sevinci anlatamam; Risâle-i Nurlara talebe olma gayretime, Bediüzzaman’a duyduğum hayranlığa bin kere şükrettim. Zirâ temel vasfı Süfyan şâkirdliği olan biri, Üstad’ımı “Belâüzzaman” ilân ediyordu.
Ehl-i Cennet ile Ehl-i Cehennem aynı zaman çerçevesinde farklı zamanları yaşarlar; Cehennem ve Cennet kadar farklı iki ayrı zamanı... Mazlumlar ve ehl-i Cennet için Zebânîler de mübarek melekler iken, zâlimler ve ehl-i Cehennem için azab ve belânın ta kendisidirler. Üstâd’ım “Belaüzzaman”mış... Ne saâdet...
Temel iftirası, Bediüzzaman’ın hayatının bir devrinde Kürtçülük yapmış olduğu!.. Yalan!.. Fütursuzca bir yalan... Bediüzzaman, hayatındaki hiçbir fiili sahiplenmemek gibi bir zavallığının içinde asla olmamıştır: Ya doğruluğuna inanmış, hayatı pahasına tavrını müdafaa etmiştir; yahut hatalı olduğunu farketmiş, kâmil bir nedâmetle pişmanlığını dile getirmiştir. Ömrünü İttihad-ı İslâm’ın yeniden ihyası için çetin bir mücâdele ile geçirmiş, yirmi sekiz yıllık bir sürgün ve hapishâne haytı ateşini bağrında serinleterek dostları için bir bahar iklimine çevirmiş, ırkçılığın her türlüsüne “zehr-i katil” nazarıyla bakmış ve ders vermiş bir insana, ırkçı diyebilmek için iz’andan mahrum olmak kifayet etmez, ona şiddetli düşman olmayı da iktiza eder.
Eminim ki, önüne bir matematik problemi gelse, çözemediğin zaman bunun bir ehlinin olduğunu düşünebilirsin... Peki ömrünü muhalefetiyle geçirdiğin, tedrisinde bulunmadığın, beşeriyetin beşte birisinin saâdet kaynağı olmuş İslâmî hakikatlerin bu şâhikasına tırmanama acziyetinin senden kaynaklandığını niçin düşünmedin? Everest’e tırmanamayan her dağcı Everest’i inkâr etseydi Everest bugün sadece bir kaç yüz kişinin kabulü olurdu, halbuki bütün dünya Everest’in küremizin en yüksek zirvesi olduğundan hemfikir. Fâzilet ehli için de Risâle-i Nur ve Bediüzzaman öyle. Hadi hoşuna gidecekse, “Belaüzzaman” öyle, diye düzeltmiş olayım.
“Rahmet-i İlâhî daha şümullu, daha parlak olanına kapı aralamadığı müddetçe ümmetin kutup yıldızı Nursî, deniz feneri Kur’an’ın parlak tefsiri Risâle-i Nur’dur. Dâvâ da, hakikat de ortada... Bediüzzaman’ı bir kaç kelime ile, bir kaç makale ile ifâde etmenin imkânı yok, beyhude gayret. Güneşi bilmek isteyenlerin yapacağı doğru iş, izbe dehlizlerinden çıkıp gözlerini Güneşe açmaktır. Bediüzzaman’ı anlamak, Risâle-i Nurları okumakla kabil..
Haber7, 27 Mart 2010
MEHMET ALİ BULUT
Rıza Zelyut ile 'BelaÜzzaman' buluşması
BEDİUZZAMAN KİMİN BELASI?
Mamafih onun fikirleri bazı kesimler için bela olmuş durumda cidden! Risale-i Nur’’la bir türlü baş edemedikleri, onun fikirlerinin yayılmasını asla durduramadıkları için kahrından ölen, her yola başvurdukları halde netice alamadıkları için kahrolan bir kesim var. Bunların en başında da Zındıka Komitesi geliyor. Onlar kendilerini bilirler!
Onlar için Bediuzzaman hakikaten ‘bela’ sayılabilir. Hatırlayın, Firavun da Musa (as) için, ‘Sen uğursuzun tekisin. Sen ortaya çıktığından bu yana Mısır’ın başı retten kurtulmuyor, başımıza bela oldun” kabilinden şeyler söylemişti. (Araf,131).
Bu açıdan bakıldığında, evet, hakikaten milletin başına bela olmuş birlerinin belası olmuş durumda Bediuzzaman!
Kendisi öldüremediler. Fikirlerini öldüremediler. Dirisiyle baş edemediler, sonunda mezarını yok ettiler ama bu onları, korkularından koruyamadı! Dolayısıyla bugün Türkiye’nin onu tartışıyor olması, birçokları açısından ciddi bir bela.
Bu arada Sayın Zelyut’un bilmeyerek de olsa yaptığı bir iki hataya da değinmek istiyorum. Ne diyor Zelyut:
-Said Kürt’tür.
-Evet, Sait Kürtt’ür... Bunda ayıplanacak bir şey var mı?
-Sait Kürtçüdür.
—Hayır Sait Kürtçü değildir. Böyle bir iddia ahmakları bile güldürür. Şeytan tüm şeytanlığı ile gelse, onun KÜRTÇÜ VEYA TÜRKÇÜ OLDUĞUNU İSPAT EDEMEZ. ÇÜNKÜ O YALIN BİR İMAN ERİDİR. ÜZERİNDE PAS KARAR KILMAZ BİR ELMAS KILINÇ GİBİ!
O tam bir İslam hamiyetperveridir. Bütün varlığı ile bir İslam milliyetçisidir. Kürtleri sever, çünkü onların arasında çıkmıştır. Türkleri sever, çünkü onların İslamiyet’e hizmetleri çok büyüktür. Arab’ı Farsı sever, çünkü dinde öncülük etmişlerdir. Çeçeni, çerkezi, boşnağı sever, çünkü bayrağı devralmışlardır. Onun kadar Türkleri sena etmiş ve Türk milletini İslam’a hizmetlerinden dolayı yüceltmiş biri daha yoktur.
|
|
| |
| |
|
| |
313. Sarkisyan: Bazı Azeri topraklarından çekilebiliriz |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Azerbaycan Halk Gazetesi, 6 Ekim 2008
Adnan Oktar: Bizim Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz Ermenistan’a gitti maç seyretmeye. O bir sevgi gösterisiydi, dostluk gösterisiydi. Ermeni milleti normalde mazlumdur, sevecendir, güzel huyludur. Masonlar onları olumsuz yerlere ittiler, olumsuz olayların içine soktular. Bu mazlum millete biz yeniden sahip çıkacağız, bunları kucaklayacağız. Onlara dostluğumuzu, sevecenliğimizi göstereceğiz. Onlar Karabağ’dan da çekilirler, yaptıkları o yanlışlar neyse onların hepsini de düzeltirler. Yani bütün sorunların hepsi ortadan kalkar. Bunlar mesele değil, bütün mesele sevgide, kardeşlikte ve dostlukta. Bunlar suni oluşturulmuş şeyler. Mesela onlar bir intikam anıtı var biliyorsunuz, başka şeyler. Bunların hepsi kalkar. İşgal ettikleri her yerden çekilirler, yeter ki o sevgiyi görsünler, o muhabbeti görsünler, o dostluğu görsünler. Onların derdi toprak değil, onların derdi sevgi, barış, kardeşlik, huzur, afiyet içinde yaşamak, ekonomik güç, maddi manevi huzur, bu. Bunu Türk İslam Birliği onlara sağlar. Bunu sağladığında, onlar öyle bir şeye hiçbir şekilde gerek duymazlar. NE SOYKIRIM İDDİALARINDA BULUNURLAR, NE DİĞER İDDİALARDA BULUNURLAR. HİÇBİRİ ORTADA KALMAZ, BUNLAR HEPSİ HALLOLACAK İNŞAALLAH.
|
Vakit, 24 Mart 2010

|
|
| |
| |
|
| |
314. Ziraat ve hayvancılığı teşvik ediyoruz |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Ekin TV, 29 Ocak 2009
Ekin TV: Hocam şimdi bir seyircimizin bir sorusu var. Bu ekonomik sorunların çok ciddi bir şekilde gündemde olduğunu söylüyorlar. İnsanlara tavsiyeniz ne, ne öneririsiniz yani ekonominin bu gününde, çok kötü olduğu bu gününde?
Adnan Oktar: Bir kere bunun ilk başlangıçtaki çözümünü söyledim Türk İslam Birliği’dir. Bu Allah’ın bizi mecbur ettiği, Cabbar ismiyle bize ittiği, zorla bize yaptıracağı bir sistemdir. Türk İslam Birliği'nin hatta haftalar günler içinde olması gerekiyor. Yani çok süratli olması gerekiyor. Ama ilk tedbir olarak alınacak şeyler şöyle düşünülebilir şöyle söyleyebilirim. Bir kere çok tevekküllü olmak lazım, stokçu kafadan kaçınmak lazım. Yani parayı biriktirmek, yiyecek biriktirmek, mal biriktirmek yanlış. Çok az da olsa fakirlere mutlaka para verilmesi, dağıtılması lazım, bu çok büyük bereket olarak geri döner. Yani mesela yüz bin lirası varsa onun on bin lirasını verse de olur. Yani mutlaka paranın ve malın dağıtılması lazım. Ama tabii acil tedbir olarak şunları söyleyebilirim: Tarıma çok önem verilmesi gerekiyor. Hayvancılığa çok önem verilmesi gerekir. Sağlık ve enerji sektörüne. Bu dört sektör çok önemlidir. Hayvancılık, tarım, sağlık ve enerji sektörü. Yani bunun bir kere devlet tarafından tam korunup kollanması gerekiyor. Bununla ilgili bütün yan sanayilerin de korunup kollanması gerekiyor. Onun dışında da tevekkül ve kardeşlik ruhunun çok güçlü olması. İşin doğrusu bu kriz bize o anlamda pek dokunmaz. Yani inancımızdan dolayı, ahlakımızdan dolayı, yapımızdan dolayı dokunmaz. Ama zenginlik refah ve güç için mutlaka Türk İslam Birliği, hiç gecikmeden. Bunun başka hiç bir çözümü yok. Bunun yapılması durumunda, haftalar içinde günler içinde bu büyük nimetin etkilerini görmeye başlarız. Yani hayret edilecek bir sevinç ve hayret edilecek bir zenginlik ve gelişme olacaktır. Yani herkes şaşırır meydana gelen zenginliğe.
|
Yeni Şafak, 24 Mart 2010

|
|
| |
| |
|
| |
315. Fethullah Gülen: Müslümanlar İyilikte İttifak Etmelidir |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Kral Karadeniz TV, 25 Ocak 2010
Adnan Oktar: Mesela grup taassubu ile görüşmüyorlar. Mesela o diyorlar falanca arkadaş grubu ile bağlantılı, ben falanca arkadaş grubu ile bağlantılıyım, ben görüşmem. Niye? İşte onlar şöyle, biz böyleyiz. Şu şöyle bu böyle. Biz-siz mantığından dolayı bir katı ayrım mevzu bahis oluyor. Bu, çok yanlış. Mesela farz edelim Süleyman Efendi Hazretleri’nin talebeleri, bunlar çok nezih insanlardır, çok değerli insanlardır, hanımlar da olsun, beyler de olsun değil mi? Çok güvenilir insanlardır, mesela gereksiz bir taassupla görüşmüyorlar bazen. Mesela farz edelim Nur talebeleri oluyor, onlar da hatta kendi aralarında birbirleriyle bazen görüşmüyorlar. Yani çok katı bir çizgi içerisindeler, böyle sert ve sinirli bir çizgi içerisinde oluyor; bu da çok yanlış, değil mi? Mesela farz edelim Fethullah Hocamız’ı seven genç kızlar oluyor, kardeşlerimiz oluyor; çok güzel fakat Yeni Asya Gazetesini okuyan o arkadaşların oluşturduğu bir gurubu seven kişiler oluyor. Onlar da onlarla görüşmüyor. Bu, çok garip bir şey. Çok çok yanlış. Halbuki birbirlerini kardeş olarak çok iyi koruyup kollamaları, birbirlerini yemeğe davet etmeleri, sohbet etmeleri gerekir. Birbirlerine fikirlerini kabul ettirmekle uğraşmaları doğru değil. Her fikre saygı duymak lazım..
Amasya TV, 21 Temmuz 2008
Adnan Oktar: Ben Türkiye’deki bütün cemaatleri çok severim, bunu herkes bilir. Hepsi ahbabım. Eserlerimin hemen hemen hepsinin yayın organlarında yayınlanmasında da bunu görebilirsiniz. Televizyon kanallarında olsun gazetelerinde olsun. Hem ilanlarımız hem eserlerimiz yayınlanıyor. Fikren etkileniyorlar bu çok güzel bir şey. Süleymancıları çok severim nurcuları severim, Mahmut Hoca’yı severim, Esat Hoca’yı severim. Bunların hepsi bir bütündür. Tertemiz insanlar. Ama Şii’leri de severim. Vahabi’leri de severim. Allah diyen herkesi severim. Aynıyız. Allah’ımız bir Peygamberimiz bir, kıblemiz bir aynı Peygamberleri seviyoruz. Aynı cennete inanıyoruz, aynı cehenneme inanıyoruz.
Haber Dem, 24 Ekim 2008
Adnan Oktar: Gençlere tavsiyem çok samimi olmaları... Birbirimizi çok seveceğiz, saygı duyacağız, bütün Müslümanları kardeş bileceğiz. Mezhep tarikat ayrılıkları, şu, bu falan buna benzer, bizim mahalleden, hemşerimizdir, şudur, budur gibi böyle garip bölünme mantıklarından şiddetle kaçınacağız…
|
Zaman, 10 Nisan 2010

Bir kısım önemli, hayatî fasl-ı müştereklerde mutabakat sağlanıyorsa, detaylarda ihtilafa düşmemek gerekir. Bediüzzaman Hazretleri'nin dediği gibi "hasen"i bulduktan sonra, "ahsen"de ihtilafa düşmemek lazımdır." Yani iyiyi bulduğunuz zaman, ille de "en iyi" diyerek ihtilaf çıkarmaktansa bence bu iyiye kanaat etmek en iyiden daha iyidir. Sizi ittifaka götürebilecek şeyler hasendir.
Mesela Necip Fazıl hayatta olsaydı, Elmalılı Hamdi Yazır hayatta olsaydı ve kendisine çıraklık yapamayacak insanların Allah nazarında önemli bir alanda hizmet ettiğini görseydi hissiyatını koruyabilir miydi? Ömer Nasuhi Bilmen hoca, fıkıhta yed-i tûlâ sahibiydi...
Daha beriye gelelim. Mesela Sebil mecmuasını çıkaran Kadir Mısıroğlu Bey. Şimdi farklı mülahazası var mı bilemem. Ama ben gördüğümde hep iyi gördüm, dinlediğimde iyi dinledim. Almanya'da ziyaret ettiğimde iyi olarak dinledim. Kendisinden bizzat duymadığım söze de itibar etmem. Bu insanlar bu işin mebdeindeki insanlar. Daha arkadakiler bir Nasuhi Hoca, Hamdi Yazır, Mehmet Akif, Nurettin Topçu, Sezai Bey... Bu insanlar mebdede toprağa tohum atan insanlar. Yaptıkları zahiren küçük görülebilir. Fakat onları o dönem itibarıyla değerlendirmemek lazım. Günümüzde neye tekabül ediyorsa ve muhit hattında ifade ettiği mana ne ise, işte ona göre değerlendirmek, bir yere koymak ve saygıyla yâd etmek lazım.
Bu işi başlatmış bu insanlar, bu hale getirmişler. Mehmet Şevket Eygi Bey, belli bir dönemde ses soluk olmuştur bu mevzuda. Şimdi aynı düşünür mü bilemiyorum ama onun için de aynı şeyi söyleyeyim ben. Olumsuz bir şeyi kendinden duymadıktan sonra şöyle dedi, böyle etti demek doğru değildir.
Toprağa iki tane tohum atmış insana karşı saygıdan başlayarak çok büyük işler yapmış, çok heyecanlar uyarmış insanlara kadar kamet-i kıymetlerine göre herkesi tebrik etmek, Allah'ın lütuf ve keremiyle hep beraber cennetin kapısından omuz omuza içeriye gireceğimiz arkadaşlarla rekabet yaşamamak, onları haset günahına sevk etmemek yerinde olur.
O zatlardan bahsederken, Mahmud Efendi Hazretleri, Süleyman Efendi Hazretleri, Hilmi Bey Hazretleri, Sami Efendi Hazretleri, Esat Efendi Hazretleri, Seydâ Hazretleri diyeceksiniz. Benim yakın çevremde bile kaç tane Esat var baksanız. Benim yakınlarımda Esat yoktu.
Ama ben o zatlara saygımın gereği belki en çok koyduğum isimler Esat Efendi, Mahmut Efendi, Sami Efendi, Mesut Efendi, Ali Efendi, Veli Efendi... Her şeye rağmen acaba biz o mevzuda onların hissiyatlarını nazar-i itibara alarak kendimizi bir kez daha gözden geçirdik mi?
|
|
| |
| |
|
| |
316. Cami Ve Cemevi elele |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Al Hurra, 8 Nisan 2008
Adnan Oktar: Alevilik öyle yadsınacak, öyle karşı olunacak bir sistem değil. O da bir İslam mezhebidir ve mesela bir Alevi, bir mahallede saygı duyularak karşılanmalı. Ona saygı gösterilmeli. Ama bu bir lütuf değil yalnız, lütuf olarak değil. Hak ettiği için. Alevi vatandaşların özgürlüğüne, ibadet özgürlüğüne, yaşam özgürlüğüne hem destek olunmalı, hem saygı duyulmalı. Bunu yaşadığında hiçbir sorun olmaz bir Alevi için.
Denge TV, 9 Aralık 2008
Adnan Oktar: Bir kere şu mezhep ayrımından kaynaklanan muhalif ruhu kaldırmak lazım. Şiiler, Aleviler, Bektaşiler, Vahabiler, bunlar bizim hepsi bizim kardeşimiz. Hepsi mümin, muttaki tertemiz insanlar, hepsi Allah’a aşık, Peygamberlere aşık, derin sevgi içerisinde olan insanlar. Bizim için bir nimettir kardeşlerimiz. Hepsi bir nimettir. Bu düşüncenin ortadan kalkması gerekiyor, muhaliflik düşüncesinin. Ayrıca İslam ahlakı Türk İslam coğrafyasına yayıldığında bu çalışkanlık, aktivite, zihin açıklığı, disiplin, tevekkül, temizlik, kalite ve derin akıl meydana getirttirir. Bunun bereketini ve güzelliğini bütün bu coğrafyanın tamamı görür. Hatta Hıristiyan alemi, Museviler istifade ederler. Bunun için biraz aceleci olunması gerekiyor.
|
Zaman, 20 Mart 2010

|
|
| |
| |
|
| |
317. Tarıma yatırımı devlet destekliyor |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Kral Karadeniz TV, 16 Ocak 2009
Muhabir: Yok şimdi yani bir ülkede bu kadar darbe, bu kadar ekonomik kiriz, bu kadar ben şimdi ikiz kulelere iki uçak vurdu basit bir şey değil belki ama darmaduman oldu. Şimdi bakıyorum biz bu kadar arbede, bu kadar eziyet, bu kadar çile elhamdülillah yani bu toplum halen ayakta, devlet halen ayakta.
Adnan Oktar: SubhanAllah, SubhanAllah, maşaAllah, bu Allah’ın bize bir nimeti, maşaAllah, elhamdülillah. Fakat şuna da dikkat etmek gerekiyor tabii; tarıma çok önem vermek lazım, hayvancılığa çok önem vermek lazım, tarım ve hayvancılıkla ilgilenen kişilere ciddi destek sağlanması gerekiyor, sağlık sektörünün bedava olması gerekiyor bence yani bu çok çok önemlidir, yani…
Vatan TV, 15 Mart 2009
Adnan Oktar: Ben söylüyorum her zaman, tarım ve ziraata ağırlık verilmesi gerekiyor, yani tarımla ilgili olan kesime her türlü desteğin sağlanması, makine açısından, ilaç açısından, tohum açısından, kredi açısından, her yönden tam destek sağlaması gerekiyor. Hayvancılıkla uğraşan kesime de aynı şekilde çok geniş kapsamlı destek sağlanması gerekiyor, bu çok önemli. Bir de fakir halkın alışveriş yapabileceği, ama bedava alışveriş yapabileceği marketler kurulması gerekiyor.
|
Habertürk, 22 Mart 2010

|
|
| |
| |
|
| |
318. Orta Asya ile ilişkiler derinleşerek sürecek |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Azerbaycan Apa Haber Ajansı, 16 Ağustos 2008
Adnan Oktar: Türk- İslam birliğinin olmadığı dönem hep acı dönemi olacaktır. Yani bunun çaresi yok. Bunu Kafkaslarda da görürüz, başka bölgede de görürüz, halen görmeye devam ediyoruz. Bunun önü sonu kesilmez, bu kan durmaz. Bunun tek çözümü Türk- İslam Birliğidir. Bunu geciktirmek vebal altında bırakır insanları. Onun için, bizim millet olarak, Türk milleti olarak bunun için var gücümüzle Kazakistan, Azerbaycan, Türkiye, Doğu Türkistan, bütün Türk Devletleri, Kırgızistan, hepimiz bir kere bu birliği acil biraraya gelip halletmemiz gerekiyor. Geçen her gün zararımıza ve aleyhimize olur Allah esirgesin. Bakın bugün Gürcistan’da akan kanlar, Abhazların sıkıntısı, Rusların çektiği ızdırap, bunların hepsinin kökeninde Türk-İslam birliğinin olmaması yatıyor. Türkiye bugün teklif etsin, iki devlet, bir millet olarak Azerbaycan’la birleşelim diye inanın 24 saat sonra bunun cevabı olumlu gelir. İnşaAllah. Suriye ile de öyle, Irak ile de öyle, yani bunu kabul etmeyecek hiçbir İslam ülkesi yok, hiçbir Türk devleti yok. Böyle bir bereketli, güzel, huzurlu birliği birisinin reddetmesi için yani ruhen bir rahatsızlığı olması gerekir. Akıl alacak gibi değil bu. Bütün dünyanın lehine biz bu yolda devam ediyoruz, inşaAllah bu birlik gerçekleşecek bu bunların alameti, Allah gösteriyor. Bu birlik olmadığında neler olur onu göstertiyor. Son olaylar da bunlardan ibaret.
|
Türkiye, 11 Şubat 2010

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kazakistan ziyareti öncesinde Esenboğa havaalanında açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, Orta Asya’nın Türk dış politikasının en önemli stratejik omurgalarından birini teşkil eden bir bölge olduğunu söyleyerek, gelecek aylarda bu bölge ile olan ilişkileri çok daha derinleştirerek sürdürmeye kararlı olduklarını bildirdi.
|
|
| |
| |
|
| |
319. Balkanlar'da barışı birlikte kuracağız |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Başkent TV, 13 Ocak 2009
Adnan Oktar: Türk İslam Birliği bir kere barışı, sevgiyi, kardeşliği, muhabbeti, yardımseverliği, cesareti ve fedakarlığı savunuyor. Türk milleti çilekeş bir millettir ve hizmete taliptir. Üç kıtaya nizam vermiş ve bir tecrübesi var. Bir devlet tecrübesi var, imparatorluk tecrübesi var. Biz bu tecrübeyi yeniden ortaya çıkararak, Türk İslam Birliği’nin lideri olarak bütün bölgeyi yönetmeyi istiyoruz ve bunu herkes istiyor. Suriyeliler istiyor, Iraklılar istiyor, Mısır istiyor, İran istiyor, hatta Ermenistan istiyor, Azerbaycan istiyor, Türkistan istiyor, Doğu Türkistan istiyor, herkes istiyor. Yani Türk’ün adaletine, Türk’ün akılcılığına, fedakârlığına herkes güveniyor ve Türk askerleri bütün dünyada seviliyor.
|
Türkiye, 21 Şubat 2010

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Ankara’da Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Jeremiç ile çalışma kahvaltısında biraraya geldi. Türkiye-Sırbistan siyasi ilişkilerinin ekonomik ve kültürel ilişkilerle destekleneceğini ifade eden Jeremiç Batı Balkanlar’da Sırbistan’ın en büyük ortağının Türkiye olacağını sözlerine ekledi.
|
|
| |
| |
|
| |
320. İslam kardeşliği lazım |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Al Baghdadi, 29 Haziran 2008
Adnan Oktar: Ben Ehli Sünnet mezhebine mensubum hanefiyim. Fakat Şii kardeşlerimi, çok takva, çok mükemmel buluyorum. Çok iyi insanlar olarak buluyorum. Halis Müslümanlar olarak buluyorum. Aynı şekilde Vahabi olan kardeşlerim de son derece takva, son derece dindar. Dini çok güzel yaşayan insanlar olarak görüyorum. Sanki biz bir okulun talabeleri gibiyiz. Ama aynı okulun talebesiyiz. Yani aynı amaca hizmet ediyoruz. Çünkü Allah’ımız bir, kitabımız bir, kıblemiz bir. Aynı peygambere inanıyoruz, aynı peygamberlere inanıyoruz. Her şeyimiz aynı. Sadece bir takvada yarışma var. Takvada yarışıyoruz.
Muhabir: Müslümanlar katliamlara maruz kalıyorlar. Daha önce Bosna Hersek’te. Şimdi Irak’da, Afganistan’da, Filistin’de ne yapmak gerekir bu konuda sizce?
Adnan Oktar: Müslümanların birlik olmaması, birlikte hareket etmemesi haramdır. Haram bir hükümdür. Yani Müslümanların birlikte hareket etmesi topluca kardeş olmaları, hepsinin tamamının kardeş olması ve bir lider etrafında toplanmaları da Kuran’a göre farzdır. Müslümanlar bunu yapmıyorlar. Müslümanlar bu farzı yerine getirecekler. Ben bunun için söylüyorum yani Türklerin önderliğinde, Türk milletinin önderliğinde, bir Türk İslam Birliği oluşsun. Her devlet ayrı milli devlet olarak kalsınlar. Her devlet kendi içerisinde hür davransın fakat başlarında bir manevi lider bulunsun. Çünkü hıristiyanların Papası var liderleri var. Müslümanların da bir manevi lideri olması şart. Bu manevi birliğin başında birisi olursa. Bu kargaşa bu fitne rahatça son bulur. O zaman dünyanın bir yerinde müslümanların parmağının ucuna bir zarar gelse bütün müslümanlar toplu haraket edeceği için, bu olay hemen durdurulur, ama böyle paramparça olursa. Böl, parçala, yut politikasına uygun hareket ederlerse tabi ki küçük parçaları yutmak kolaydır. Ama bütün blok bir müslüman alemini yutmak imkansızdır. Müslümanların bu farzı bir an önce yerine getirmeleri gerekiyor.
|
Risale Haber, 13 Şubat 2010

Geçen hafta Diyarbakır'da bir takım temaslarda bulunan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu şöyle konuştu: Din bu toplumun çok önemli olgularından, realitelerinden biridir. Özellikle din kardeşliği, İslam kardeşliği. Biz bunu toplumun hayrına yorabiliriz.
|
|
| |
| |
|
|