| |
31. Şehit ailelerine iftar |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
|
Kahramanmaraş Aksu TV, 24 Haziran 2010
Adnan Oktar: Kardeşim bir kere onların her gün yemeğini komşuların vermesi sünnettir, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetidir, değil mi? Şehit evi, inanılır gibi değil, sessiz kalır mı şehit evi? Her gün oranın ziyaret edilmesi lazım. Hal hatır soracaksın. O ev, düğün evi gibi olacak, şenlendireceksin o evi, böyle olmaz. Mesela ihtiyar anne iniyor; “anne nereye gidiyorsun?” diyeceksin. “Rahatsızım, muayeneye”. “Bin arabaya” diyeceksin, alıp götürecek. O gün işini iptal edecek. Dizi ağrısa, sırtı da ağrısa yapacak bunu, aksi olmaz. Kardeşim müthiş muhabbet duyulur, şehit ne demek? Berekettir memlekete. Allah onları yüzü suyu hürmetine memleketi koruyor, vesile ediyor Allah, aksi olmaz.
Git babaya bir sarıl, anneye bir sarıl değil mi? Müthiş bir şey, çok heyecan verici, bayağı büyük olaydır bu. Yemek götürüp dağıtmaktan bıkılmaz kardeşim. Yani nefes alıp vermekten bıkıyor muyuz biz? Kendimiz yemek yemekten bıkıyor muyuz? Şehit ailesine bakmaktan bıkılmaz, 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl kaç yılsa. Büyük bir zevktir bu. Yani bunu benim söylememe dahi gerek yok, bu zaten böyledir.Ve yakışmaz, mahalleye de yakışmaz, köye de yakışmaz, o sokağa da yakışmaz aksini yapmak. Tabii ya. Şehit babası bastona dayanarak gidiyor, yürüyerek, olur mu böyle şey? Ne kadar utanç verici bir şey olur bu, değil mi? Evini mesela anneler toplanacaklar bütün evi silip, süpürecekler her hafta değil mi? Yemekler her gün gelecek, bir gün sen getireceksin, bir gün o getirecek, bir gün o getirecek. Aksini yapmak bir mahalle için, çok çok utanç vericidir, bir sokak için çok utanç vericidir. Bizi korumak için, vatanı, milleti, namusunu korumak için, gidiyor o koçyiğit orada can veriyor, can veriyor demeyeyim şehit oluyor, orada adam ilgilenmiyor, onu ilgilendirmiyor. Bu nasıl bir iştir böyle, olacak iş mi bu yani? Sokakta kahrolsun PKK demek tamam, güzel. Ama PKK’yı asıl kızdıracak olan bunlardır, asıl öfkelendirecek bunlardır değil mi? Şehit aileleri Allah’ın bize emaneti, vefat edinceye kadar. O cenazelerini de biz kaldıracağız onların değil mi? Torunlarına kadar saygı duyarız, torunlarına kadar hepsine, bırakılmaz şehit ailesi. Evliya gibi onlar, oranın mahallenin süsü onlar değil mi? Sakın ha.
|
Yeni Şafak, 22 Ağustos 2010

Yeni Şafak, 23 Ağustos 2010

|
|
| |
| |
|
| |
32. Şehitin yoksul ailesine kıyafet alındı |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
|
Kocaeli TV, 21 Mayıs 2010
Adnan Oktar: Kıyafet de aldırmayacaksınız, mesela ölçüsünü alacaksın kıyafetin, bizden o kadar.Bir mahalle bir şehit ailesine bakamaz mı? Bu çok güzel bir şey olur, çok şahane olur. Onları niye muztar bırakalım, niye zorda bırakalım? Ve güzel gidip orada Kuran okusunlar, Allah’tan bahsetsinler, imani sohbetler etsinler, o şehitliğin güzelliğini anlatsınlar.
|
Habertürk, 22 Temmuz 2010
.jpg)
|
|
| |
| |
|
| |
33. Abdullah Gül: Hepimiz tek milletiz |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
|
Çay TV, 23 Temmuz 2008
Adnan Oktar:Bu kadar doğal. DİNİMİZ BİR, DİLİMİZ BİR, HER ŞEYİMİZ BİR, AYNI KÖKLERDEN GELİYORUZ, KARDEŞİZ FAKAT AYRIYIZ.Bugün Azerbaycan’a desek ki hadi birleşelim. Bir gün düşünmezler kabul ederler. Yani bunun sadece resmi olarak talep edilmesi gerekiyor. Yani İKİ DEVLET BİR MİLLET OLARAK, çok rahat birleşebiliriz. Hiçbir engel yok.
Azerbaycan TV, 11 Haziran 2008
Adnan Oktar: İKİ DEVLET TEK MİLLET, bir kere iki taraf da Türk, iki taraf da Müslüman. Tamamen suni bir ayırım var. Yani Ankara’yla, Konya’yı ayırmış gibi bir şey oldu. Bu ne kadar mantıklı olursa, bu da o kadar mantıklı yani şu an iki ülkenin ayrı olması. O Karabağ sorununun Ermenistan’la akılcı görüşmelerle mutlaka biran önce çözülmesi gerekiyor. Çünkü bu onların da lehine yani Türkiye’yi karşısına almak, Azerbaycan’ı karşısına almak, Ermenistan için en son düşünülmesi gereken bir şeydir. En hatalı hareketidir. Türkiye’yi de Azerbaycan’ı da kendine dost bilip, yakın bilip onların desteğini araması gerekir. Onun için bu Karabağ sorunu bir an önce hallolması o yolun açılması, koridorun açılması çok hayati.
|
Vakit, 18 Ağustos 2010

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye-Azerbaycan ortaklığıyla kurulan “Azer-Türk” bankasının Bakü’deki yeni Genel Müdürlük binasının açılış törenine katıldı. Türkiye ve Azerbaycan kardeşliğinin kelimeler ötesinde bir kavram olduğunu vurgulayan Gül, “Hepimiz, tek bir milletiz. Bu milletin farklı farklı devletlerinden iki tanesiyiz” dedi. Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dostluğun, kardeşliğin, dayanışmanın sadece dilde ve söylemde olmadığını ifade eden Gül, bu durumu Azer-Türk bankasının gösterdiğini söyledi.
|
|
| |
| |
|
| |
34. Üç yıl önce ''küresel ısınma var'' diyen NASA, şimdi ''Sellere alışın'' diyor |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
|
Kral Karadeniz TV, 13 Şubat 2009
Adnan Oktar:Bakın, Mehdi’nin olduğu yerde bereket vardır, söyleyeyim. Günlerden beri yağmur devam ediyor. Buna ben dikkat çektim. Bu metafizik bir olaydır. Olağanüstü olaydır. Küresel ısınma teorilerine göre, hiçbir şekilde bu yağmurun yağmaması, hatta bu sene daha da azalması gerekiyordu. Geçen seneden daha az olması gerekiyordu. Geceli gündüzlü yağmur yağıyor. Allah, onları küçük düşürdü. Önce yağmuru kesti, Mehdi’nin çıkış alametidir. Sonra da muazzam güzellikte, böyle hoş bir üslupta yağmur yağdırıyor Allah.
Tempo TV, 1 Ocak 2010
Adnan Oktar:Ben dedim ki, kardeşim dedim yağmurların kesilmesi ahir zamanda Hz. Mehdi (as)’nin alametidir. Ve aynı dönemde bir kuyruklu yıldız çıkacağı belirtiliyor, Lulin kuyruklu yıldızı, aynısıyla Peygamber Efendimiz (s.a.v) 1400 yıl öncesinden Lulin kuyruklu yıldızını bildirmiştir. Bu dönemde yağmurlar kesilecek diyor, kuyruklu yıldızın çıktığı dönemde. Ve aynı dönemde de ekonomik krizden bahsediliyor. Ekonomik kriz de oldu, 2007’de. Ve yağmurlar da kesildi. HADİSLERDE DİYOR Kİ ARKASINDAN DA YAĞMURLARIN KESİLMESİ BİRKAÇ YIL DEVAM EDECEK DİYOR, SONRA ANİDEN FAZLA YAĞMUR YAĞACAK. BU SEFER DE, FAZLA YAĞMURDAN İNSANLAR ŞİKAYETÇİ OLACAK DİYOR.Türkiye’de biliyorsun, sel oldu ve insanlar fazla yağmurdan şikayetçi oldular. Ve BÜTÜN BARAJLAR ÇAKA ÇAKA DOLDU. HATTA BARAJ KAPAKLARI AÇILDI. Diyorlardı ki, işte küresel ısınma var, artık bundan sonra yağmur yağmaz. Ne yapalım, çakmak yakmayın, işte ne bileyim ateş yakmayın, deodorant kullanmayın gibi şeyler söylüyorlardı. Bunların bir espri olduğunu anlamış olduk. Dolayısıyla hadisin dediği doğru çıktı. Bilim adamlarının dediği yanlış çıktı.
|
NASA üç yıl önce "Küresel ısınma var" diyordu

14 Şubat 2007 tarihli haberde Nasa’nın araştırmasına göre küresel ısınmanın kuraklığı arttıracağı açıklandı.
İklimin tarihi kayıtları ile güneşin gücündeki değişikliklerin etkilerini kıyaslayan araştırmacılar, gelecekteki daha sıcak bir iklimin, eskiden kuraklık olan bölgelerde yine kuraklığa sebep olacağı ama çok daha da şiddetli bir kuraklık olacağı sonucuna vardılar.
TGRT Haber, 19 Ağustos 2010
NASA şimdi "Sellere alışın" diyor

|
|
| |
| |
|
| |
35. Davutoğlu: Pasaportlar da kalkacak |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
|
Kanal 35, 18 Ocak 2009
Adnan Oktar: Bunlara karşı ciddi anlamda faydalı güzel faaliyetler yapmak lazım, ama en önemli faaliyet Türk İslam Birliği'dir. Yani Türkiye’nin öncülüğünde büyük bir İslam Birliği'nin oluşturulması, bütün Türk devletlerini kapsayacak şekilde, bütün İslam ülkelerini kapsayacak şekilde büyük bir birlik oluşturulması YANİ PASAPORT VE VİZENİN KALKMASI sınır kapılarının açılması, askeri, siyasi, politik bir ittifak yapılması. Nasıl Avrupa Birliği bunu yapabiliyor, nasıl Sovyetler Birliği bunu yaptı biz de yapabiliriz. Bu dünyaya sevgi, barış getirir, kardeşlik duygularını pekiştirir ve hem Hıristiyanları, hem de Musevileri özledikleri barış ortamına oturtur. Yani tam bir barış ortamı olur. İstedikleri gibi ibadetlerini yaparlar, istedikleri gibi huzur içinde yaşarlar. Bunun bir an önce oluşması için tabi herkesin bunu gündem haline getirmesi ve herkesin talep etmesi gerekiyor.
Kanal Urfa, 12 Aralık 2009
Adnan Oktar: Bakın bugün de, dün de, evvelsi gün de, her gün bir ülkenin Türkiye ile kapısı açılıyor. Bağları açılıyor. Şimdi mesela Tacikistan’ın da değil mi? Vizesi kalktı. Bakın, sıradan önce vizeler kalkıyor. Arkasından pasaportların kalkması başlayacak, pasaporta gerek kalmayacak. Mesela Azerbaycan’a gidiş için sadece nüfus cüzdanı yetecek. İran’a gitmek için, Pakistan’a gitmek için sadece nüfus cüzdanı ile gidilecek. Suriye, Irak, Fas, Tunus, Cezayir hepsinde pasaport da kalkacak. Pasaport yoksa ne demektir bu? İşte Türk İslam Birliği oluştu demektir. İnşaAllah değil mi? Geriye de bir şey kalmamış olacak. Ama tabii asıl olan sevgi, kardeşlik, dostluk inşaAllah. Ama İsrail tam anlamıyla kurtulacak, Ermenistan kurtulacak, Filistin kurtulacak, bütün İslam ülkeleri kurtulacak ve büyük bir ferahlık ve rahatlık dönemi başlamış olacak inşaAllah.
|
Haber7, 18 Ağustos 2010

"Bizim yapmak istediğimiz Türkiye'yi tarihiyle geçmişiyle bütünleştirmek. Büyük ideallerimiz var. Biliyorum, artık insanlar komşu ülkelerle sadece vizelerin kaldırılmış olmasını yeterli görmüyor. Pasaportların da kalkması isteniyor. İnşallah ileride bu da olur. Yeni büyükelçilikler açıyoruz. Afrika'da son bir yılda 18 büyükelçilik açtık. Anadolu'nun gür sesini tüm dünyaya duyurmak için çalışıyoruz. Büyük ideallerimizi gerçekleştirmek için bu topraklara, bu coğrafyaya, insanımıza ve tarihimize güveniyoruz. Bir çok ülkelerde bizden izler var. Azerbaycan'daki şehitlikte Kilisli, Gaziantepli, Kahramanmaraşlı şehitler yan yana yatıyor, eserlerimiz var.''
|
|
| |
| |
|
| |
36. 15 bin şehit yakını ev sahibi oldu |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
|
Adnan Oktar’ın 15 Ağustos 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından
Çay TV, 11 Mart 2009
Adnan Oktar: Bir de gazilerimiz bizim unutulmuş vaziyette oluyor. Biz gazileri göremiyoruz. Gazi, selamünaleykum diyecek pastaneye girecek gelip oturacak, millet eğilip alnından öpecek onu. Ondan para alınmaz. Mesela taksiye bindi, para yok. Mesela mağazaya girdi, para yok. Gaziden para alınmaz, o madalyayı takacak, biz göreceğiz onun madalyasını. Mesela kolu kopmuş, o kopmuş kolundan öpecek insanlar. O bir aslan o, niye evinde oturtalım biz gaziyi; lütuf olarak değil bu hak ettiği için, aslan olduğu için bu inşaAllah. Veyahut uçağa bindi, niçin para alınsın, bedava, her yerde bedava olacak. Yahut gitti bir gömlek aldı, ayıptır yani mağazada oturup ondan, gaziden para alınır mı? O bereket getirir, güzellik getirir. Bitti diyeceksiniz, gel bir sarılayım diyeceksin, Allah selamet versin. Mesela bazısı tekerlekli arabayla geliyorlar, kimisi de koltuk değneğiyle geliyor, aslan onlar. Turistik tesisler, hepsi bedava olması lazım onlara. Aksi çok acayip, evlerine gidip oturuyor o çocuklar. Bütün ömürleri evlerinde geçiyor, olur mu öyle şey aslanlara. Hele şehit ailelerine her yerde böyle muhabbet, coşku, her yerde o sevgiyi, o asaletlerini onlara hissettirmek lazım, kat kat fazlasıyla.Mesela, bir yerde site yapıyor adam, tatil sitesi yapıyor. On tanesini şehit ailelerine ayırır. Yahut 20 tanesini, Allah rızası için, bu bereket bolluk getirir, güzellik getirir. Allah kat kat fazlasını verir. Ve öyle bir sitede 10 tane şehit ailesinin oturması oraya büyük bir bereket ve güzellik getirir, bu çok büyük bir nimettir. Yani, çok şerefli bir görünümleri olur şehit ailelerinin. Onların bir heybeti oluyor, güzel bir sükseleri var; yani manevi sükseleri var, insan hayranlıkla bakıyor. Gazilere de şehitlere de olağanüstü ilgi ve ihtimam gerekiyor.
|
Vakit, 15 Ağustos 2010

|
|
| |
| |
|
| |
37. Başbakan'dan acil müdahale |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
|
Başkent TV, 6 Mart 2009
Adnan Oktar: Üçüncüsü de gene her zaman söylüyorum, bütün hastanelerin ama, bütün, özel veya resmi bütün hastanelerin kesinlikle ücretsiz olması, hasta adama bir ceza daha vermektir, bu ne demek. Yani adam kanser oluyor, arkadaşım diyorlar bu 100 milyara malolur sana 150 milyara malolur, öbür türlü canın isterse diyor gidebilirsin diyor, yahu ne korkunç bir şey bu. Hastaneye gidiyorsunuz para istiyorlar sizden. Hem de 100-150 milyar, kendin bilirsin diyor, istersen git, başka var… Ama bunu devlet yapar, halk istemesi gerekiyor, yani bunu teklif edelim, bunun kanun teklifi verilsin ve ayrıca hastaya da çok güzel muamele yapılır, yani ben aşağılandıklarını duyuyorum, çok üzüldüklerini duyuyorum, kuyruğa girmek, hasta adam kuyrukta ne işi var. Gelir gelmez hoş geldin sefa geldin kardeşim, hemen alıp Allah şifa versin, nedir rahatsızlığın deyip, gönlünü alarak ve bedava ilacını vererek göndermek lazım. Hastadan bütün Türk milleti sorumludur hepimiz sorumluyuz hastadan. Hasta insandan başının çaresine bak denilir mi? Evini sat denir mi, arabanı sat denir mi adama? Olacak iş mi şu, zaten muzdar duruma düşmüş adam perişan olmuş. Bir darbe de o olmuş oluyor ki, yani adam zaten ayakta duracak hali yok, öyle bir darbe geliyor ki evini de arabanı da istiyoruz diyorlar üstüne. Hastalığından dolayı adam cezalandırılıyor, biz hastalığından dolayı onu mükâfatlandırmakla mükellefiz. Çünkü o büyük bir sevap kazanıyor, inşaAllah büyük bir imtihanın içine girmiş, mükemmel bir imtihana girmiş, biz o imtihanında ona yardımcı olup biz de sevap kazanmak durumundayız. Dolayısıyla hastadan para alınmaz, hastaya para verilir, imkân verilir, evine kadar gitmesi sağlanır. Mesela Allah esirgesin beli felç oluyor, belinden, ayakları tutmuyor, yurt dışından araba getirttir, niye getirsin arabayı, yani o bizim kardeşimiz hemen hazır stokunuzda olsun, hemen arabasını verelim, canı gönülden destek olalım.
|
Türkiye, 11 Ağustos 2010

Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan genelgeye göre, acil sağlık hizmeti vermekle yükümlü kamu ve özel tüm sağlık kuruluşları, sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına veya tedavi masraflarının nasıl karşılanacağına bakmaksızın acil hastaları kabul edecek ve gerekli tıbbi tedavisini yapacak.
Sağlık güvencesi ve ödeme gücü olmayan vatandaşlardan yazılı beyan alınacak ve acil sağlık hizmeti bedeli talep edilmeyecek. Kamudan acil hizmeti alanların ücreti, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından talep edilecek. Özelden acil hizmeti alanlar ise öncelikle ücretsiz kontenjandan yararlandırılacak, aşan ücretler ise belediyeden talep edilecek. Vakıf ve belediyeler ise parasını ödedikleri kişinin durumunu araştırıp ve ödeme gücü olmayanların masrafını sağlık kuruluşuna ödeyecek.
|
|
| |
| |
|
| |
38. Türkiye'ye Arap Meclisi'nde üyelik yolu açıldı |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
|
Bağdat TV, 2 Mart 2008
Muhabir: Bir soru daha sorabilir miyim? Türk İslam Birliği genel projenin gerçekleşmesi gerektiği düşünülen Ortadoğu coğrafyasında biri İran diğeri Suudi Arabistan olmak üzere iki eksen var. İşte İran, Irak, Suriye işte Lübnanla Hizbullah ve Filistin’le Hamas’la ve karşısında da Suudi Arabistan’la Ürdün ve Mısır’ın ve nispeten batı devletlerinin desteğinin oluşturduğu bir blok var gibi gözüküyor. Türkiye burada nerede yer almalı ve nasıl böyle bir coğrafyaya liderlik yapabilir?
Adnan Oktar: Türkiye ağabeylik yaptığında o coğrafya içerisinde Türkiye’nin ağabeyliğini kabul etmeyecek hiç kimse yok. Şiiler de, Caferiler de, Suudiler de, İranlılar da, mesela Sayın Ahmedinejat buraya gediğinde, geldi bir Sünni camide Sünni imam arkasında namaz kıldı. Bu ne demektir, siz eğer lider olursanız ben bunu kabul ediyorum. Açıkça budur. Ben dedi zaten burada siyasi bir mesaj verdim dedi. Çok önemli siyasi bir mesaj verdim dedi. Daha ne desin. Hizbullah da kabul eder, herkes kabul eder, Türkiye’nin liderliğini kabul etmeyecek bu coğrafyada kimse yok. Çünkü Türkiye son derece ılımlı, sevecen, makul bir ülke. İnsanları saygın ve efendi insanlar, son derece kültürlü, görgülü insanlar. Ve yıllarca liderlik yapmış bir ülke biliyorsunuz. Osmanlı döneminden bir tecrübesi var. Bütün Türk ülkelerinin, bütün İslam ülkelerinin ağabeysi olarak ortaya çıkacaktır Türkiye. Bunu herkes görecek. Bunu açık açık da söylüyorum, on yıl sonra bu sözümün altına ben yine imzamı atacağım. İnşaAllah.
|
Risale Haber, 10 Ağustos 2010

Arap dünyası ile ilişkilerin geliştirilmesine önem veren Türkiye, Arap ülkelerinin kurduğu uluslararası örgütlerde etkinliğini artırıyor. 4 yıl önce Türk Arap forumunun kurulmasından sonra, Arap Ligi'ne gözlemci üye olan Türkiye şimdi de Arap Parlamentosu'na gözlemci üye olmaya hazırlanıyor.
|
|
| |
| |
|
| |
39. Vizeler kalktı, kapılardan geçişte rekor yaşanıyor |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
|
Ekin TV, 29 Ocak 2009
Adnan Oktar: Bunun tek çözümü var. Maddi ve manevi tek çözümü var: Türk İslam Birliği’dir. Türkiye’nin liderliğinde, Türk devletlerinin desteğinde, evet ve bütün İslam ülkelerinin de içine katılacağı dev ve kocaman bir İslam Birliği. Dünyanın en dürüst, en efendi, en güvenilir, en efendi, süper yapılanması olacaktır bu... Yani aynı soydanız, aynı dindeniz, aynı ırktanız, yani her şeyimiz bir, bir sürü kapı var, açılsın o kapılar. Azerbaycan’ın kapıları açılsın, Gürcistan’ın kapıları açılsın, İran’ın kapısı açılsın, Irak’ın Suriye’nin kapıları açılsın, Türkistan’ın kapıları açılsın. Rahat rahat gidip ticaret yapalım, sohbet edelim, konuşalım. Onlar bizim canımız ciğerimiz parçamız, kardeşlerimiz. Yani kapıya gittiğimizde biz niye pasaport gösterelim, normal arabayla basıp geçelim.
|
Vakit, 07 Ağustos 2010

|
|
| |
| |
|
| |
40. Davutoğlu: ''Biz büyük bir aileyiz'' |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
|
Ekin TV, 12 Ocak 2009
Adnan Oktar: Her şeyin bir ustası vardır değil mi, mesela fırında, hamurkar vardır. Demirci ustası vardır. Liderliğin de bir ustası vardır. Bu Türk milletidir. Türk-İslam âleminde Türkiye lider ülkedir. Lider her zaman tavrını açıkça göstermek durumundadır. Yani lider arandı mı bu bir fitnedir, karmaşa olur. Hâlbuki lider besbelli ve ortadadır ve bu Türkiye’nin hakkıdır. Kutsal emanetler de bizdedir. Tecrübe de bizdedir. Allah’a çok şükür, çok takva, eğitimli, büyük bir aydın kadromuz var. Çok aklı başında bir milletiz. Mutedil, merhametli, şefkatli, acıya tahammüllü bir milletiz ve hizmetten çok zevk alan, insanların mutluluğundan zevk alan bir milletiz. Halen her yerde nereye gitsek barış ve uzlaşma çabaları içerisindeyiz dikkat ederseniz. Nereye gitsek bizi çağırıyorlar. Gelin aramızı bulun. Mesela, İsrail bizi çağırıyor, Suriye geliyor, bizi çağırıyor, Cezayir geliyor bizi çağırıyor. Niye çağırıyorlar. Doğal lider olduğumuzu bildikleri için. Tabi ki diyeceğiz ki o zaman Türkiye başa geçsin. Türkiye lider olsun diyeceğiz. Türk devletleri de suni olarak ayrılmış bir millettir. BİZ BİR AİLEYİZ, BU BİR AİLE İŞİDİR. Ailece bu işe sahip çıktık, Türk-İslam Birliğine. Tabi ki, Türk âlemi ile birleşip, kendi kardeşlerimizle birleşip ailemizle birleşip koskoca İslam âlemine kendi ailemizi kucaklayacağız ve onları koruyacağız. Yani kim ile yapacağız, bunu. Güçlü, sağlıklı, samimi, candan, cesur, fedakâr bir millet var ve hizmete talip. Biz diyoruz, hizmetçiyiz, hâdimiz. Hizmetçi olacağız. İslam âleminin hizmetçisi olacağız, hâdimi olacağız. Bu kadar, biz demiyoruz ki, genetik yapımızda olağanüstülükler var bizim. Kan yönünden üstünüz, ırk yönünden üstünüz, demiyoruz. Biz Allah’ın herkesi eşit yarattığına inanıyoruz. Ama ahlak ve takva yönünden, yöneticilik yönünden, güzel ahlak yönünden makbul bir milletiz. Bu görülüyor. Ayıptır yani bu inkâr edilecek bir konu değil. Gözle görülüyor bu, çocuk olsa görüyor. Ve bunu biz söylemiyoruz, bütün İslam âlemi söylüyor. Bütün Türklük âlemi söylüyor. Gelin siz lider olun diyorlar. Biz kendi kendimize ortaya çıkmadık. Kendileri söylüyorlar. Ve emanet de bizde. Osmanlının biz bakayesiyiz, devamıyız, inşaAllah. Onun için biz bu güzel görevi yapmaya gayret edeceğiz. Ve biz bunu yapmadık acı çekti millet. Türklük âlemi acı çekti, İslam âlemi acı çekti. Ve çekiyor, perişan oluyorlar, imdat diye bağırıyorlar. Farzdır, imdat diye bağırana yardımcı olmak. Gelin birleşelim, koşup kurtaralım.
|
Timetürk, 06 Ağustos 2010

Davutoğlu, bir gazetecinin, ''Son dönemde Türk Dünyası'ndaki ülkelerle her alanda çok iyi bir iş birliği yaşanıyor. Bu iş birliği önümüzdeki günlerde kurumsallaşacak mı?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Kurumsallaşmanın ön çalışmaları, geçen sene Nahçivan zirvesinden sonra yapılmaya başladı. İnşallah bu sene de zirvede daimi olarak bir Türk Dünyası Konseyi Sekreteryası İstanbul'da oluşacak... Sekreterya oluşunca dinde, dilde ve kültürde beraberlik dışında bir de amelde birlik olacak. Ve inşallah tek bir ses halinde bu konularda hem içerde dayanışma içinde olacağız...Kırgızistan'ın derdi varsa, Kırgızistan'ın derdi değil Türkiye'nin derdidir, Azerbaycan'ın derdidir, Kazakistan'ın derdidir'' diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
Azerbaycan'ın şerefi, Kırgızistan, Özbekistan bütün ortak kültüre sahip olan ülkelerin şerefi, başarısı. Onların başarısı, bizim başarımız. Onların sıkıntısı, bizim sıkıntımız. Azerbaycan güçlendikçe biz kendimizi güçlü addediyoruz. Tanrı Dağları'ndan Bey Dağları'na kadar, Toroslar'a kadar biz aynı coğrafyayı aynı mekanı teneffüs ediyoruz. Daha da kurumsallaşacak inşaAllah
Davutoğlu, ''Toplantı için Bodrum'u tercih etmenizin özel bir nedeni var mı?'' sorusuna ise ''Biz hep resmi toplantılarda beraber oluyoruz. Biraz bu ortamın dışına çıkıp, ailelerle birlikte sohbet edelim, konuşalım dedik. Biz büyük bir aileyiz. Orta Asya'daki Tanrı Dağları'ndan Balkanlar'a uzanan büyük bir aileyiz. İnşaAllah bundan sonra da değişik yerlerde bu toplantıları yaparız.'' yanıtını verdi.
|
|
| |
| |
|
|